Öz
Sağlık sektörünün karbon ayak izinde oftalmoloji önemli bir komponenti oluşturur. Oftalmoloji pratiğinde sürdürülebilirlik çalışmaları son yıllarda artmış olsa da pediatrik oftalmoloji ve şaşılık alanında neler yapılabileceği konusunda bilgi sınırlıdır. Bu derleme, mevcut literatürü incelemeyi ve bu alanlarda sürdürülebilirlik ve karbon ayak izinin azaltılması konusunda fikir vermeyi amaçlamaktadır. Konjenital ve gelişimsel kataraktlardan kaynaklanan karbon emisyonları özel olarak değerlendirmemiş olsa da katarakt cerrahisi ve ameliyathane uygulamalarıyla ilgili önlemler bu alanda geçerliliğini korumaktadır. Şaşılık cerrahileri halihazırda çevre dostu, uygun maliyetli ve enerji verimliliği yüksek prosedürler olarak kabul edilebilir. Hekim dışı personelin işleyişe dahil edilmesi, tele-tıp uygulamalarının yaygınlaştırılması ve poliklinik hizmetlerinin yeniden yapılandırılması klinik yoğunluğunu azaltabilir, maliyetleri düşürebilir ve sürdürülebilirliği artırabilir. Uzun süreli takip gerektiren ambliyopi muayeneleri gibi bazı muayeneler yerel sağlık merkezlerinde yapılabilir. Kapama tedavisiyle ilgili esas sorun uyum ve etkinlik olsa da kullanılan bantların önemli miktarda atık ve karbon ayak izi ürettiği unutulmamalı, alternatif çözümler göz önünde bulundurulmalıdır. Pediatrik muayenelerin ek bir sorunu da anestezi olup karbondioksit emisyonlarını azaltmak için çeşitli stratejiler önerilmiştir. Ayrıca, yapay zekâ umut vaat etmektedir ve muayenelere entegre edilmesi sürdürülebilirliğe katkı sağlayacaktır. Özetle, pediatrik oftalmoloji ve şaşılık, özellikle ameliyathanede oftalmolojinin çevre dostu alt dalları olarak kabul edilse de anesteziden ambliyopi tedavisine, poliklinik hizmetlerine kadar “sürdürülebilir oftalmoloji” için atılabilecek pek çok adım vardır.
Giriş
İklim değişikliği ve sera gazı emisyonlarındaki artış, dünya çapında sağlık için en büyük tehditlerden biridir.1Sağlık hizmetleri, geniş kapsamları ve özel ihtiyaçları nedeniyle iklim krizine önemli ölçüde katkıda bulunur. Dünya Bankası ve Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, 2020 itibarıyla sağlık sektörü, global karbondioksit eşdeğeri (CO2eq) emisyonlarının yaklaşık %4-5’inden sorumludur.2
Sürdürülebilirlik, başta Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri olmak üzere küresel çapta alınmaya başlayan çok sayıda aksiyon ile beraber sağlık hizmetlerinde önemli bir öncelik haline gelmiştir.3Sürdürülebilirlik ve “yeşil” sağlık hizmeti sunmak atık azaltma, enerji verimliliği ve kaynakların korunması yoluyla çevresel etkiyi en aza indirerek gelecek nesiller için sürdürülebilir bir çevre yaratmayı amaçlayan uygulamaları içerir. Çeşitli alanlarında yürütülen çok sayıda çalışma sonucu yıllar içinde farkındalık artmaya başlamıştır.4
Oftalmoloji, her yıl dünya çapında milyonlarca poliklinik hizmeti ve ameliyatın gerçekleştirildiği en büyük sağlık hizmeti alanlarından biridir. Dünya nüfusu ve ortalama yaşam beklentisi arttıkça oftalmolojiye olan talep de artmaktadır. Bu alanda sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak için yeniden kullanılabilir enstrümanların yaygınlaştırılması, ilaç israfının azaltılması ve ameliyathanelerde enerji ve kaynak kullanımının optimizasyonu gibi önemli adımlar atılabilir. Son yıllarda, oftalmoloji uygulamalarında sürdürülebilirlik üzerine yayın ve çalışmalarda artış mevcuttur.5Literatür detaylı olarak incelendiğinde, mevcut araştırmaların ağırlıklı olarak cerrahi prosedürlere, özellikle de katarakt cerrahisine odaklandığı görülmektedir. Bu şaşırtıcı değildir, çünkü katarakt sadece oftalmolojide değil, tüm uzmanlık alanları arasında en yaygın cerrahi prosedürlerden biridir.6Katarakt ve katarakt cerrahisinin yanı sıra sınırlı sayıda da olsa vitreoretinal, kornea ve glokom cerrahisi ile poliklinik hizmetlerine ilişkin raporlar da mevcuttur.7, 8, 9, 10
Pediatrik oftalmoloji ve şaşılık, gözün hem ön hem de arka segmentini kapsayan, afferent ve efferent görme yolakları gibi santral sinir sistemi bağlantılarını da inceleyen alt uzmanlık alanlarıdır. Ambliyopi, katarakt, nistagmus, prematüre retinopatisi ve şaşılık gibi çok geniş bir hastalık yelpazesi bu çalışma alanına girer. Hem poliklinik hizmetleri hem de cerrahi işlemler önemli bir kaynak kullanımı oluşturur.11Bununla beraber, bu alanda sürdürülebilirlik ile ilgili araştırmalar oldukça sınırlıdır. Bu derleme, mevcut literatürü analiz etmeyi, pediatrik oftalmoloji ve şaşılıkta sürdürülebilirlik ve karbon ayak izinin azaltılması konusunda fikir sunmayı amaçlamaktadır.
Literatür Taraması
Oftalmolojide sürdürülebilirlik ve karbon ayak izinin azaltılması üzerine PubMed ve Google Akademik veri tabanları kullanılarak kapsamlı bir literatür taraması yapıldı. Tarama, “sürdürülebilirlik”, “karbon ayak izi”, “sera gazı”, “CO2eq emisyonu”, “telemedikal”, “teleoftalmoloji”, “iklim değişikliği”, “göz sağlığı”, “oftalmik cerrahi”, “katarakt”, “seyahat”, “yapay zekâ”, “şaşılık”, “ambliyopi” ve “pediatrik oftalmoloji” anahtar kelimeleri kullanılarak gerçekleştirildi. Zaman, dil veya coğrafya açısından herhangi bir kısıtlama uygulanmadı. Makale başlıkları ve özetler taranarak pediatrik oftalmoloji ve şaşılık ile ilgili yayınlar tam metin incelemesi için seçildi. Yazı dili İngilizce olmayan veya İngilizceye çevrilmemiş makaleler için yalnızca İngilizce özetler kullanıldı.
Önce Kısa Bir Hatırlatma: Genel Sürdürülebilirlik İlkeleri
Uygulanabilirliği ve anlaşılmayı kolaylaştırmak amacıyla sürdürülebilirlik ilkeleri 5R kuralı olarak özetlenir: Azalt (Reduce), Yeniden Kullan (Reuse), Dönüştür (Recycle), Yeniden Düşün (Rethink) ve Araştır (Research).12Oftalmolojide bu ilkeler hem ameliyathanede hem de poliklinikte uygulanabilir. Derlemenin geri kalanı şaşılık ve pediatrik oftalmolojiye yönelik spesifik eylemlere odaklanacaktır.
Ameliyathanede Ne Tür Önlemler Alınabilir?
Ameliyathane birçok sürdürülebilirlik önleminin uygulamaya konulabileceği geniş bir çalışma sahasıdır. Oftalmoloji özelinde katarakt cerrahisi yüksek hasta sirkülasyonu, tek kullanımlık enstrüman ve ekipmanların fazla kullanımı ve yüksek enerji tüketimi olan cihazlara bağımlılığı nedeniyle önemli bir karbon ayak izine sahiptir.13 Morris ve ark.14 İngiltere’de 2011 yılında gerçekleştirilen 343.782 katarakt ameliyatının toplam karbon ayak izinin, bina ve enerji kullanımı, seyahat ve tedarik faktörleri dahil en az 63.000 ton CO2eq olduğunu bildirmiştir. Tek bir katarakt ameliyatının karbon ayak izi Yeni Zelanda’da 151,9 kg CO2eq, İspanya’da 86,62 kg ve Fransa’da 81,13 kg CO2eq idir.15, 16, 17
Hasta güvenliğini tehlikeye atmadan işlemi daha çevre dostu hale getirmek için çeşitli stratejiler önerilmiştir. Bu stratejilerin başında ameliyathanelerde enerji tüketimini azaltmak amacıyla oda kullanılmadığında ışıkları ve havalandırmayı kapatmak, ekipmanları gereksiz yere çalışır durumda bırakmamak gibi basit ve pratik çözümler yer alır.18 Bir diğer strateji ise ekipmanları tekrar kullanmak veya tekrar kullanılabilir tasarıma sahip olanları seçmektir. Kallay ve ark.19 özel olarak tasarlanmış tekrar kullanılabilir kasete sahip bir fakoemülsifikasyon cihazının, hasta güvenliği ile ilgili herhangi bir risk oluşturmaksızın tek kullanımlık kasetli konvansiyonel cihazlara kıyasla plastik atık üretiminde %75,3 oranında azalma sağladığını tespit etmiştir. Güney Hindistan’daki Aravind Göz Bakım Sistemi bünyesindeki 11 bölgesel göz hastanesinde, ekipmanların yeniden kullanımı üzerine oldukça dikkat çekici çalışmalar yürütülmüştür. Cerrahi eldivenler, önlükler, irrigasyon/aspirasyon propları, irrigasyon şişeleri, bistüri ve kanüller maliyetleri düşürmek ve atık üretimini en aza indirmek amacıyla bölgede yaygın olarak yeniden kullanılmaktadır. Bölgenin katarakt sonrası endoftalmi oranları, global oranlara benzer veya daha düşüktür.20, 21 Alınabilecek bir diğer önlem de atık yönetimini iyileştirmektir. Ameliyathane atıklarının çoğu kâğıt, plastik ambalaj, metal ve cam gibi geri dönüştürülebilir malzemelerden oluşmaktadır.14 Khor ve ark.22, katarakt cerrahisinde üretilen atığın yaklaşık %57’sinin klinik atık, %38’inin genel atık ve %6’sının kesici delici atık olarak sınıflandırılabileceğini bildirmektedir. Üretilen genel atıkların %51’i geri dönüştürülebilir niteliktedir. Bu atıkların geri dönüştürülmesiyle CO2eq emisyonları operasyon başına 0,421 kg’dan 0,282 kg’a düşürülebilmektedir.
Mevcut literatürde yalnızca konjenital ve gelişimsel kataraktların karbon emisyonlarını değerlendiren bir çalışma bulunmamaktadır. Ancak, yukarıda belirtilen karbon emisyon kaynakları ve çözümler bu olgular için de geçerliliğini korumaktadır. Bununla beraber, bu önlemleri uygularken, pediatrik olguların doğaları gereği enfeksiyon ve enflamatuvar durumlara daha yatkın olabileceği ve erişkinlerden farklı sonuçlarla karşılaşılabileceği akılda tutulmalıdır.
Benzer şekilde, literatür taramasında şaşılık cerrahisinde alınabilecek spesifik önlemlerle ilgili bir çalışmaya da rastlanmamıştır. Bununla beraber, ekonomik değerlendirmelerde şaşılık cerrahisinin oldukça uygun maliyetli olduğu gösterilmiştir.23, 24 Beauchamp ve ark.24 erişkin şaşılık cerrahisinin maliyet-fayda analizini değerlendirmiştir ve geliştirdikleri model ile olgu başına tahmini toplam maliyetin 4254 dolar olduğunu saptamıştır. Kaliteye göre ayarlanmış yaşam yılı (QALY) kazanımına göre değerlendirdiklerinde ise erişkin şaşılık cerrahisi 1632 dolar/QALY gibi bir maliyet oluşturmaktadır. Katarakt cerrahisinde ilk gözün 2093 dolar/QALY, ikinci gözün 2863 dolar/QALY, diyabete bağlı vitreus hemorajisinde uygulanan pars plana vitrektominin 2038 dolar/QALY, ambliyopi tedavisinin 2395 dolar/QALY maliyet oluşturduğu göz önüne alındığında şaşılık cerrahisinin oldukça maliyet etkin olduğu görülmektedir.25, 26, 27
Lever ve ark.28 oftalmik cerrahilerde üretilen atıklar üzerine yaptıkları çalışmalarında, intraoküler işlemlerin ekstraoküler işlemlere göre yaklaşık %80 daha fazla atık ürettiğini saptamıştır. Chicago’da Ann & Robert H. Lurie Çocuk Hastanesi’nde gerçekleştirilen oldukça güncel bir çalışmada şaşılık cerrahisinde üretilen CO2eq emisyonu incelenmiştir. Kullanılan malzemelerin CO2eq’ları, Avrupa Katarakt ve Refraktif Cerrahi Derneği’nin Katarakt Cerrahisinde Sürdürülebilirlik Endeksi aracı kullanılarak hesaplanmış ve olgu başına ortalama toplam CO2eq emisyonu 4,80 kg olarak saptanmıştır. Cerrahi örtüler, ortalama 2,54 kg CO2eq üreterek bu ortalamanın en büyük komponentini oluşturmaktadır ve olgu başına ortalama emisyonun %53’ünü temsil etmektedir. Bunu 1,51 kg CO2eq ile kullanılmayan ameliyathane havluları, 0,33 kg CO2eq ile pamuk uçlu aplikatörler izlemektedir.29 Her ne kadar ülke bazında ve dahil edilen parametrelere göre değişkenlik gösterse de, tek bir katarakt ameliyatının CO2eq emisyonunun 81,13-151,9 kg aralığında değiştiği göz önüne alındığında şaşılık cerrahisi çevre dostu ve verimliliği yüksek bir porsedürdür.
Poliklinik Hizmetlerini Yeniden Organize Etmek
Tele-tıptaki ilerlemeler ve COVID-19 önlemlerinden kalan uygulamaların devam etmesi ile birlikte, son yıllarda geleneksel yüz yüze ziyaretlere alternatif olarak sanal kliniklerin ve yerel sağlık merkezlerinin kullanımı artmıştır.30 Bu yaklaşımların aynı zamanda zaman ve emek tasarrufu sağladığının farkına varılması, poliklinik hizmetlerinin yeniden yapılandırılmasında onları cazip birer seçenek haline getirmektedir. Oftalmolojide sürdürülebilirlik bilinci arttıkça, bu yöntemlerin yalnızca zaman ve emekten tasarruf sağlamakla kalmayıp aynı zamanda seyahat, bina, enerji kullanımı ve israfı da azaltarak sürdürülebilirliği desteklediğinin farkına varılmıştır. Bununla beraber tele-tıp hizmetlerinin de özellikle sunucu ve dijital cihaz kullanımı bakımından bir karbon ayak izi oluşturduğu unutulmamalıdır. Holmner ve ark.31 tele-tıp randevuları sırasında oluşan CO2eq emisyonlarını rutin hizmetler ile karşılaştırmıştır. Tele-tıp hizmetlerinin ulaşım mesafesinin 7,2 km’den fazla olduğu durumlarda karbon maliyet-etkin hale geldiğini saptamıştır.
Pediatrik oftalmoloji ve şaşılık pratiği, pediatrik oftalmologlar, şaşılık uzmanları, optisyenler, hemşireler ve diğer personellerden oluşan geniş bir ekip tarafından gerçekleştirilmektedir.32 Poliklinik hizmetlerini yeniden organize ederken hekim olmayan personelin sisteme dahil edilmesi klinik yoğunluğunu azaltabilir, maliyetleri düşürebilir ve sürdürülebilirliği artırabilir. Bu konu hakkında ilginç bir çalışma Francis ve ark.33 tarafından Birleşik Krallık’taki NHS Sheffield Eğitim Hastaneleri’nde yürütülmüştür. Çalışma ekibi Ocak 2015’ten beri sanal şaşılık klinikleri kullanmaktadır ve COVID döneminde bu poliklinikleri daha da geliştirmişlerdir. Hastaların hızlı bir şekilde hizmet almasını sağlarken seyahat, otopark masrafları, enerji tüketimi ve israfı azaltan çevre dostu ve sürdürülebilir bir hizmet sunmaktadırlar. Diğer ülkelerde yapılan çalışmalar da hekim olmayan personelin sisteme entegrasyonunun olumlu bulunduğunu bildirmektedir. İspanya’da yapılan bir araştırmada, 42 pediatrik oftalmolog ve şaşılık uzmanının %90’ı, hasta yükünü hafifleteceğine inandıkları için ekibe ortoptistlerin dahil edilmesini desteklemektedir.34
Pediatrik Oftalmolojinin En Büyük Problemlerinden Biri Olan Ambliyopi Yönetiminde Neler Değiştirilebilir?
2020 yılında yayınlanan 60 çalışmadan toplam 16.385 olguyu değerlendiren bir meta-analizde, ambliyopi prevalansı %1,44 olarak saptanmıştır. 2019 yılında dünya çapında yaklaşık 99,2 milyon ambliyop mevcuttu ve bu sayının 2030 yılında 175,2 milyona, 2040 yılında ise 221,9 milyona çıkacağı tahmin edilmektedir.35 Ambliyopi tedavisi genellikle uzun bir takip süresi boyunca tekrarlayan muayeneler gerektirir. Ambliyopi prevalansının yıllar içerisindeki yükselişi de göz önüne alındığında bu durum özellikle ulaşım kaynaklı ciddi miktarda karbon emisyonu anlamına gelmektedir.
Thomas ve ark.36, hastanede ve yerel sağlık merkezinde tedavi gören ambliyop çocukların ulaşım, bekleme süresi ve tedavi maliyetleri karşılaştırmış ve her üç parametrenin de yerel sağlık merkezlerinde daha düşük olduğunu saptamıştır (Tablo 1). Bu nedenle, tanı sonrası takip ve kontrol muayenelerini yerel sağlık merkezlerinde yapmak güvenli, uygun maliyetli, zaman kazandıran ve çevre dostu bir seçenek olarak değerlendirilebilir.
Ambliyopi yönetiminde bir diğer sorun da tek kullanımlık bantların ürettiği atıktır. Kapama tedavisiyle ilgili literatür esas olarak uyum ve etkinliğe odaklansa da kullanılan bantların önemli miktarda atık ve karbon ayak izi ürettiği tahmin edilmektedir. Penelizasyon, farmakoterapi ve levodopa gibi çeşitli alternatif tedavilere rağmen kapama tedavisi ambliyopi için hala altın standart olmaya devam etmektedir.37, 38 Özellikle uyum sorununu ortadan kaldırmak amacıyla kapama bantlarına ek olarak, opak gözlükler, Doayne oklüderleri, Bangerter filtreleri ve kontakt lens oklüderleri özel olarak geliştirilmiş ve pazarlanmıştır.39 Uygun fiyatlı ve çevre dostu bir seçenek olarak, elastik bir kayışla başa sabitlenen kumaş ve köpükten yapılmış ürünler iyi bir alternatif olabilir. Pediatrik Göz Hastalıkları Çalışma Grubu (Pediatric Eye Disease Investigator Group-PEDIG) tarafından yapılan bir araştırma, Bangerter filtrelerinin orta dereceli ambliyopisi (20/40-20/80) olan çocuklarda günde 2 saat kapama uygulamasına eşdeğer görme kazanımı sağladığını ortaya koymuştur.40 PEDIG ayrıca atropin ve kapamanın orta dereceli ambliyop çocuklarda benzer görme kazanımı sağladığını bildirmektedir.41 Özellikle hafif ve orta şiddette ambliyop çocuklarda, hem uyumu artırmak hem de tedavinin çevresel etkisini azaltmak amacıyla bu alternatif tedavi seçenekleri değerlendirilebilir. Ayrıca, Abu-Ain ve Watts42 oklüzif kontakt lenslerin kabul edilebilir yan etki profili ile ambliyopi tedavisinde bir alternatif olabileceğini vurgulamaktadır.
Oftalmologların Karbon Ayak İzi: 2021 ve 2022 AAPOS Yıllık Toplantılarının Analizi
Son zamanlarda sağlık hizmetlerindeki sera gazı emisyonlarının bilinen kaynaklarına ek olarak konferansların karbon ayak izleri de incelenmeye başlanmıştır.43 West ve Hunter44 tarafından yürütülen dikkat çekici bir çalışmada pediatrik oftalmoloji toplantılarının karbon ayak izi incelenmiştir. Pandemi nedeniyle sanal olarak düzenlenen 2021 ve 2022 AAPOS Yıllık Toplantıları’nın CO2eq emisyonlarını, yüz yüze yapılan toplantıların CO2eq emisyonlarıyla karşılaştırmışlardır. Çalışma ekibi, sanal toplantı formatının 2021 yılında 1.282 ton CO2eq emisyon tasarrufu sağladığını, bunun da bir yılda kullanılan 264 aracın emisyonuna eşdeğer olduğunu tespit etmiştir. Yüz yüze toplantılar, etkileşimleri kolaylaştırma, iş ortaklıkları kurma, atölye çalışmaları ve kurslara katılma gibi avantajlar sunsa da dünya çapında önemli bir ulaşım ve konaklama yükü oluşturarak ciddi bir karbon ayak izine yol açmaktadır.
Pediatrik Muayenelerin Ek Bir Sorunu: Anestezi
Datta ve ark.45, anestezi altında oftalmolojik muayene yapılan 1 ila 5 yaşlarındaki 50 çocuğu iki gruba randomize etmiştir. Her iki gruba da O2:N2O içinde %8 sevofluran (40:60) uyguladıktan sonra, bir grupta (Grup S) O2:N2O içinde 1 L/dk taze gaz akışıyla (50:50) standart %2 sevofluran rejimi uygulamışlardır. Diğer grupta ise (Grup L), sevofluran vaporizatörünü kapatarak taze gaz akışını 0,5 L/dk’ya düşürmüşlerdir. Gruplar arasında etkin anestezi süresi (medyan 14-15 dakika) açısından fark saptanmazken Grup L olgu başına 2 mL daha az sevofluran (p<0,001, 95% güven aralığı: 0,96-3,04) ve 3,75 mL daha az nitröz oksit kullanmıştı. Ayrıca laringeal maske çıkarılma süresi, Grup L’de (86 sn) Grup S’ye (131 sn) kıyasla daha düşüktü (p=0,002, 95% güven aralığı: 19,85-70,15). Bu anestezi yaklaşımı kullanılarak günlük ortalama 11.327 L daha az CO2 üretilmiştir. Çalışma ekibi, bu yöntemin anestezi süresi ve kalitesini etkilemeden olumsuz çevresel etkiyi azaltabileceğini ileri sürmektedir.45
Pediatrik hastalar, santral sinir sisteminin vücut ısısını düzenleme kapasitesinin daha düşük olması, vücut ağırlığı/yüzey alanı oranlarının yetişkinlerden farklı olması ve daha düşük subkutan yağ dokusu sebebiyle hipotermi açısından yüksek riskli bir gruptur.46 Bu durumla mücadele ederken tüm ameliyathaneyi ısıtmak yerine, prosedür boyunca yeterli vücut sıcaklığını korumak için forced-air ısıtmanın kullanılması sürdürülebilir bir önlem olarak önerilmektedir.47
Son olarak, “laryngeal mask airway” (LMA) uzun yıllardır oftalmik cerrahide kullanılmakta ve göz içi basıncı ve kardiyovasküler stabilite açısından trakeal entübasyona göre avantajlar sunmaktadır.48 Pediatrik hastalarda yapılan bir çalışmada LMA’nın hem anestezi süresi hem de uyanma süresi açısından geleneksel entübasyona göre avantajlı olduğu bulunmuştur.49 Bu durum, başta ameliyathanenin verimliliği olmak üzere anestezi sürecinin verimliliği açısından dikkate alınmalıdır.
Pediatrik Oftalmoloji ve Şaşılıkta Yapay Zekâ Kullanımı
Yapay zekâ çeşitli ön ve arka segment patolojileri, optik sinir hastalıkları, şaşılık ve pediatrik hastalıkların tanı ve yönetiminde rol oynamaya başlamıştır. Tanı doğruluğundaki iyileşmelerle birlikte, taramalarda iş yükünü ve maliyetleri azaltmada özellikle değerli hale gelmiştir.50 Chen ve ark.51 çocuklarda şaşılık da dahil olmak üzere 16 yaygın göz patolojisini teşhis edebilen derin öğrenmeye dayalı bir tarama yöntemi tanıtmıştır. Bir başka çalışmada, Long ve ark.524.196 bebeğin davranışsal fenotiplerini analiz ederek anormal paternleri başarıyla (eğri altındaki alan: %86,4-%93,0) tanımlayan bir sistem geliştirmiştir. Shu ve ark.53, geliştirdikleri mobil fotoğrafları kullanan yapay zekâ modelinin miyopi, şaşılık ve pitozisi etkili bir şekilde tespit ettiğini (duyarlılık sırasıyla %84, %73 ve %85) bildirmektedir.
Ayrıca, şaşılıkta kayma miktarını nicel olarak ölçebilen mobil fotoğraf destekli programlar geliştirilmiştir. Bu programların, hem ortoptistler hem de şaşılık uzmanları için teleoftalmoloji muayenelerinde, olguların tanısında ve hatta cerrahi kararında faydalı olabileceği ileri sürülmektedir.54, 55 Diğer bazı çalışmalar da benzer başarılı sonuçlar bildirmektedir ve standardizasyon sağlandığında yapay zekanın muayenelerin önemli bir parçası haline geleceğine inanılmaktadır.56, 57, 58 Bu ilerleme, ulaşım, atık yönetimi ve enerji tüketimi gibi pek çok alanda kaynakların korunmasına ve sürdürülebilirliğin teşvik edilmesine yardımcı olacaktır.
Özetle, sürdürülebilirlik uygulamaları üzerine araştırmalar son zamanlarda artmış olsa da pediatrik oftalmoloji ve şaşılıkta neler yapılabileceği konusunda bilgi sınırlıdır. Polikliniklerde ve ameliyathanelerde uygulanabilecek genel sürdürülebilirlik ilkelerine ek olarak, pediatrik oftalmoloji ve şaşılığın temel alanlarıyla ilgili bazı önlemler—optometristler gibi hekim dışı personelin dahil edilmesi, yerel sağlık merkezlerinde ambliyopi muayenelerinin yapılması, yapay zekanın entegre edilmesi ve anestezi protokolleriyle önlemler alınması gibi—bu alandaki karbon ayak izinin azaltılmasına yardımcı olabilir. Bununla beraber mevcut literatürün çok farklı sağlık sistemlerinden kaynaklandığı, farklı gelişmişlik düzeyine sahip ülkelerde ve farklı uygulama pratiklerinde sonuçların değişkenlik gösterebileceği de akılda tutulmalıdır.


