Öz
Amaç
Yaşa bağlı maküla dejenerasyonu (YBMD) olan Türk hastalarda, Yaşa Bağlı Göz Hastalıkları Çalışması (“Age-Related Eye Disease Study”, AREDS) önerileri doğrultusunda diyetle alınan beslenme profilinin değerlendirilmesidir.
Gereç ve Yöntem
İstanbul’daki üçüncü basamak retina kliniklerinde 12-27 Mayıs 2025 tarihleri arasında rutin takipleri yapılan, bir veya iki gözünde non-neovasküler YBMD tanısı bulunan hastalar çalışmaya dahil edildi. AREDS2 önerilerine göre hazırlanmış olan oküler beslenme anketi Türkçeye çevrildi. Tekrarlanabilirliği ve geçerliliği doğrulandıktan sonra çalışma grubuna uygulandı. Balık ve kabuklu deniz ürünleri, fındık-ceviz-yer fıstığı, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı biber, havuç-kabak, biber-yeşil çay-çilek-turunçgiller (eikosapentaenoik asit, dokosahekzaenoik asit, omega-3, lutein, zeaksantin, beta-karoten ve antioksidan açısından zengin besinler) tüketimi; mikronütrisyon kullanımı, sigara alışkanlığı, fiziksel aktivite, görme kaybı kaygısı, eğitim düzeyi ve aylık gelir kaydedildi.
Bulgular
Tüm soruları yanıtlayan yedi klinikten toplam 530 hasta değerlendirildi. Omega-3 açısından zengin besin tüketim oranı %19,3 olup, hastaların %57,2’si haftalık balık tüketmediğini bildirdi. Lutein/zeaksantin, beta-karoten ve antioksidan açısından zengin besinlerin tüketim oranları sırasıyla %63,6, %41,7 ve %4,7 idi. Düzenli mikronutrisyon takviyesi kullanan hastaların oranı %35,5 idi. Hastaların %23,6’sının görme kaybı kaygı düzeyi yüksekti; %69,8’i ilkokul veya daha düşük eğitim düzeyine sahipti, %64,9’unun aylık geliri 20.000 TL veya altındaydı. Mikronutrisyon alımı ile kaygı düzeyi ve eğitim seviyesi arasında anlamlı ilişki saptanırken (sırasıyla p=0,0001 ve p=0,02), aylık gelir ile mikronutrisyon alımı arasında anlamlı ilişki gözlenmedi (p=0,1).
Sonuç
YBMD olan Türk hastaların beslenme profilinin AREDS2 temelinde değerlendirildiği bu ilk çalışmada hastaların yaşam tarzı değişikliklerine yönelik AREDS2 önerilerine uyumunun ve mikronutrisyon alımının düşük olduğu görülmüştür. Hastaların ve oftalmologların bu önerilere yönelik farkındalığın artırılması gerekmektedir.
Giriş
Yaşa bağlı maküla dejenerasyonu (YBMD), ileri yaştaki erişkinlerde görme kaybının önde gelen nedenlerinden biridir ve küresel nüfus yaşlandıkça YBMD’ye bağlı körlüğün önlenmesi giderek daha önemli hale gelmektedir.1 Anti-vasküler endotelyal büyüme faktörü tedavisi YBMD’nin neovasküler formunda etkilidir. Ancak non-neovasküler YBMD için güvenilir bir tedavi mevcut değildir.
Yaşa Bağlı Göz Hastalıkları Çalışması (“Age-Related Eye Disease Study”, AREDS), yüksek dozlarda C ve E vitaminleri, beta-karoten ve çinko takviyelerinin 5 yıl sonra ileri YBMD gelişme riskini %25 oranında azaltabileceğini göstermiştir.2 AREDS2’de, ileri YBMD’ye progresyon riskini daha da azaltmak amacıyla AREDS formülasyonuna lutein ile birlikte zeaksantin ve omega-3 uzun zincirli poliansatüre yağ asitlerinin eklenmesinin etkisi değerlendirilmiştir. AREDS2 analizine göre, diyetle lutein ve zeaksantin alımı en düşük olan hastalarda YBMD’ye progresyona karşı koruma gözlenmiştir.3 Ayrıca, besleyici bir diyet, fiziksel aktivite ve sigaradan kaçınma gibi sağlıklı yaşam tarzı davranışları, YBMD gelişme olasılığının %71 daha düşük olmasıyla ilişkilendirilmiştir.4
Diyet takviyesi, günümüzde YBMD’nin ileri formlarına progresyonu önlemenin tek etkili yolu olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte, AREDS önerilerine uyum yetersiz görünmektedir. Çeşitli çalışmalarda, farklı ülkelerde AREDS önerilerine uyum değerlendirilmiştir.5, 6, 7, 8 Ancak, Türk popülasyonuna ilişkin yayımlanmış veri bulunmamaktadır. Bu nedenle, YBMD’li Türk hastaların beslenme profilini AREDS2 önerilerine göre değerlendirmeyi ve AREDS2 beslenme ve yaşam tarzı önerilerine uyum derecesini belirlemeyi amaçladık.
Gereç ve Yöntem
Bu çok merkezli kesitsel çalışma protokolü için Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yerel Etik Kurulu’ndan onay alındı (protokol numarası: 2025/121, karar no: 2025-08-03, tarih: 24.04.2025) ve çalışma Helsinki Bildirgesi’nde belirtilen ilkelere uygun olarak yürütüldü. Tüm katılımcılardan bilgilendirilmiş onam alındı. Bir veya her iki gözünde non-neovasküler YBMD tanısı alan ve 12 Mayıs ile 27 Mayıs 2025 tarihleri arasında İstanbul’daki yedi eğitim ve araştırma hastanesinin retina kliniklerinde rutin takip muayeneleri yapılan hastalar çalışmaya dahil edildi.
AREDS2 beslenme önerilerine uygun olarak geliştirilen bir oküler beslenme anketi Türkçeye çevrildi ve bu çalışma için uyarlandı (Tablo 1).9 İlk olarak anketin okunabilirlik, anlaşılırlık ve güvenilirliğini belirlemek amacıyla bir pilot çalışma yapıldı ve anket her araştırma kliniğinde beşer hastaya uygulandı. Ayrıca pilot çalışma aracılığıyla görünüş geçerliliği de değerlendirildi.10 Anketin tekrarlanabilir olduğu görüldükten sonra anket çalışma grubumuza uygulandı. Balık ve kabuklu deniz ürünleri, fındık-ceviz-yer fıstığı, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı biber, havuç-kabak, biber/yeşil çay/çilek/turunçgiller (eikosapentaenoik asit [EPA], dokosahekzaenoik asit [DHA], omega-3, lutein, zeaksantin, beta-karoten ve antioksidan açısından zengin besinler) tüketimi, mikronütrisyon takviyesi kullanımı, sistemik hastalıklar, sigara alışkanlığı, fiziksel aktivite, görme kaybı kaygısı, eğitim düzeyi ve aylık gelir kaydedildi. Hastanın yaşı, tanısı ve takip süresi de kaydedildi.
İstatistiksel Analiz
Tüm istatistiksel analizler IBM SPSS for Windows, version 20,0 (IBM Corp., Armonk, NY, USA) kullanılarak gerçekleştirildi. Tanımlayıcı istatistikler, kategorik değişkenler için frekans ve yüzde olarak sunuldu. Mikronütrisyon takviyesi alımı ile kaygı düzeyi, eğitim düzeyi ve aylık gelir gibi kategorik değişkenler arasındaki ilişkiler, uygun durumlarda ki-kare testi veya Fisher kesin olasılık testi kullanılarak değerlendirildi. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlendi.
Bulgular
Tüm soruları yanıtlayan toplam 530 hasta değerlendirildi. Demografik ve klinik veriler Tablo 2’de özetlenmiştir.
Yanıt veren 530 kişinin ortalama %19,3’ü AREDS önerilerine göre omega-3 açısından zengin gıdaları yeterli düzeyde tükettiğini ve %57,2’si önceki hafta hiç balık tüketmediğini bildirdi. Yanıt verenlerin sırasıyla %63,6’sı, %41,7’si ve %4,7’si yeterli düzeyde lutein/zeaksantin, beta-karoten ve antioksidan açısından zengin besinler tükettiğini bildirdi. Sonuçlar Tablo 3’te özetlenmiştir.
Ayrıca, katılımcıların %35,5’i düzenli mikronütrisyon takviyesi kullandığını ve %26,8’i düzenli fiziksel aktivite yaptığını belirtti. Katılımcıların %23,6’sı yüksek düzeyde görme kaybı kaygısı (skor 5) taşıyordu. Çalışma grubumuzun %69,8’inin eğitim düzeyi düşüktü (okuryazar olmayan veya ilkokul mezunu) ve %64,9’u aylık gelirinin 20.000 TL veya altında olduğunu ifade etti.
Çapraz tablo analizinde, mikronütrisyon alımı ile kaygı derecesi (p=0,0001) ve eğitim düzeyi (p=0,02) arasında anlamlı pozitif ilişki mevcuttu. Ayrıca, YBMD tanısı aldıktan sonra diyet değişikliği ile kaygı ve eğitim düzeyleri arasında anlamlı pozitif ilişki saptandı (her ikisi için p=0,001). Mikronütrisyon alımı ile aylık gelir arasında anlamlı ilişki yoktu (p=0,1). Ancak, balık tüketimi ile aylık gelir ve eğitim düzeyi arasında anlamlı pozitif ilişki mevcuttu (sırasıyla p=0,0001 ve p=0,004). Mikronütrisyon alımı ve diyet değişikliklerine kadın hastalarda daha sık rastlandı ancak aradaki fark anlamlı değildi (sırasıyla p=0,05 ve p=0,3).
Diğer gözün durumuna göre, fındık-ceviz-yer fıstığı ve yumurta tüketimi, diğer gözünde neovasküler hastalık bulunan hastalarda anlamlı düzeyde daha yaygındı (sırasıyla p=0,04 ve p=0,001). Bu grubun ayrıca kaygı derecesi ve düzenli egzersiz sıklığı daha yüksekti (her ikisi için p=0,001). Mikronütrisyon takviyesi ve ilave takviyelerin (örneğin; zerdeçal/safran) kullanımı ile diğer gözde neovasküler YBMD olması arasında anlamlı ilişki vardı (sırasıyla p=0,002 ve p=0,026).
Tartışma
Bildiğimiz kadarıyla, YBMD’de AREDS2 önerilerine uyum ve yaşam tarzı değişiklikleri Türk popülasyonunda henüz çalışılmamıştır. Bu çalışma, AREDS2 önerileri bağlamında değerlendirilen Türk YBMD hastalarının beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı özelliklerine dair değerli bilgiler sunmaktadır. Bulgularımız, özellikle omega-3 yağ asitleri, lutein/zeaksantin ve antioksidan açısından zengin besinlerin alımının yanı sıra mikronütrisyon alımının optimal düzeyde olmadığını ortaya koymuştur. Bu durum, hastalık progresyonunu ve görme prognozunu etkileyebilir.
Omega-3 açısından zengin besinlerin tüketim sıklığının (%19,3) nispeten düşük olması ve hastaların yarısından fazlasının olağan bir haftada hiç balık tüketmediğini bildirmesi, Batı tarzı veya kentsel beslenme alışkanlıklarının sıklıkla EPA ve DHA gibi uzun zincirli poliansatüre yağ asitlerinden fakir olduğunu öne süren mevcut bilgiler ile uyumludur. Bu esansiyel yağ asitleri, retina bütünlüğünde ve anti-enflamatuvar mekanizmalarda kritik roller oynayarak YBMD’nin progresyonunu yavaşlatma potansiyeline sahiptir.11, 12 Orta düzeyde lutein/zeaksantin alımına (%63,6) rağmen, katılımcıların yalnızca küçük bir kısmı antioksidan açısından zengin besinleri yeterli düzeyde tükettiklerini (%4,7) bildirmiştir.
Lutein ve zeaksantinin primer maküla pigmentleri olduğu, görme işlevini desteklediği ve oksidatif stresi azalttığı göz önüne alındığında bu bulgu dikkate değerdir.13, 14 Ayrıca, düşük antioksidan alımı, makülanın oksidatif hasarı hafifletme yeteneğini zayıflatabilir ve böylece YBMD patogenezine katkıda bulunabilir.15
Katılımcıların yalnızca %35,5’i düzenli mikronütrisyon takviyesi kullandığını bildirmiştir. AREDS ve AREDS2 formülasyonlarının YBMD’nin progresyon riskini azaltmadaki faydalarını destekleyen güçlü kanıtlar göz önüne alındığında bu oran yetersiz görünmektedir.2, 3 Farklı ülkelerde yapılan ankete dayalı benzer çalışmalar, mikronütrisyon kullanım oranlarının %38 ile %83 arasında değiştiğini bildirmiştir.4, 5, 14 Daha spesifik olarak, ABD’de yürütülen bir çalışmada mikronütrisyon alım oranı %42,5 bulunmuştur. ABD’de yapılan farklı bir çalışmada hastaların %81’inin diyetlerini retina uzmanının önerilerine göre değiştirdiği bildirilmiştir.6, 7 Ancak, aynı çalışmada sigarayı bırakma oranının %0 olduğu da bildirilmiştir. İtalya’daki bir çalışmada araştırmacılar, AREDS tipi oral takviye kullanım oranının %40 olduğunu bildirmiştir.8 Çalışmamızda mikronütrisyon takviyesine uyumun nispeten daha düşük olması özellikle düşük sosyoekonomik ve eğitim düzeyine sahip hastalarda sınırlı farkındalık, maliyet engelleri veya hekim önerilerinin eksikliği ile ilişkili olabilir.
Mikronütrisyon alımı ile hem eğitim düzeyi hem de görme kaybı kaygısı arasında anlamlı ilişki gözlenmiştir. Eğitim düzeyi düşük hastaların önerilen takviyeleri tüketme olasılığı daha düşüktü. Bu bulgu, sağlık okuryazarlığı ile beslenme bilgilerine erişimdeki eşitsizlikleri yansıtıyor olabilir. Ayrıca, kaygı düzeyi daha yüksek olan katılımcıların takviye kullanma olasılığı daha yüksekti. Bu bulgu ise görmede bozulmayı önlemeye yönelik kişinin kendi inisiyatifiyle gösterdiği çabaya işaret etmektedir. Tüm bu bulgular, sağlıkla ilişkili kaygının yüksek olmasını proaktif sağlık davranışlarıyla ilişkilendiren önceki çalışmaların bulgularıyla tutarlıdır.16, 17
Aktif yaşam tarzının sistemik anti-enflamatuvar etkileri ve damar sağlığını destekleyerek YBMD ilerlemesine karşı koruyucu olabileceğine dair kanıtların artmasına rağmen, fiziksel aktivite düzeyinin optimalin altında olduğu saptandı.18
Diğer gözün durumuna göre bazı anlamlı farklılıklar saptandı. Diğer gözünde neovasküler tutulum olan hastaların daha fazla yumurta ve fındık-ceviz-yer fıstığı tükettiği, düzenli egzersiz yaptığı, mikronütrisyon takviyesi aldığı, zerdeçal veya safran gibi ilave ürünleri kullandığı ve daha fazla kaygı duyduğu görüldü. Bu bulgular hastalık farkındalığının artması ve görme kaybı riskinin algılanmasına bağlı olabilir. Bu artan kaygı, bu grupta gözlemlenen sağlıkla ilgili davranışların daha fazla benimsenmesini de açıklayabilir. Ancak, bu alışkanlıkların daha erken dönemde edinilmiş olup hastalığın ilerlemesini hafifletmede yetersiz mi kaldığı, yoksa ileri evre hastalık tanısı sonrasında gelişen adaptif yanıtları mı temsil ettiği belirsizliğini korumaktadır.
Aylık gelir ile mikronütrisyon alımı arasında anlamlı bir korelasyon bulunmamıştır. Bu bulgu, Türkiye’de temel AREDS2 takviyelerinin nispeten uygun fiyatlı olmasını yansıtıyor olabilir veya eğitim, farkındalık veya kültürel faktörler gibi ekonomik olmayan engellerin daha belirgin bir rol oynadığını gösterebilir.
Çalışmanın Kısıtlılıkları
Bu çalışmanın göz önünde bulundurulması gereken bazı kısıtlılıkları bulunmaktadır. İlk olarak, ankete dayalı bir çalışma olduğundan, bulgular hatırlama yanlılığına ve bildirim hatalarına açık olan öz bildirim ile elde edilmiş verilere dayanmaktadır. Ancak, şu anda bu kadar geniş bir hasta popülasyonunda beslenme alışkanlıklarını ve yaşam tarzı davranışlarını kapsamlı bir şekilde değerlendirmek için pratik ve kolay uygulanabilir başka bir yöntem mevcut değildir. İkinci olarak, çalışma popülasyonu İstanbul’da ikamet eden hastalardan oluşmaktadır ve bu durum sonuçların tüm Türk popülasyonuna genellenebilirliğini kısıtlayabilir. Yine de İstanbul, çeşitli sosyoekonomik ve kültürel özelliklere sahip oldukça kozmopolit bir şehirdir. Bu nedenle bulguların ulusal eğilimlere dair değerli bilgiler içeriyor olması muhtemeldir. Üçüncü olarak, beslenme alışkanlıklarındaki mevsimsel varyasyonlar sonuçları etkilemiş olabilir. Örneğin, bu çalışmanın yürütüldüğü yaz aylarında balık tüketimi daha düşük olabilir. Ayrıca, YBMD evresine göre bir alt grup analizinin olmaması da bir diğer kısıtlılıktır. Bu faktörler göz önüne alındığında, farklı mevsimleri içerecek şekilde ve daha geniş, ülke çapında bir popülasyon ile yapılacak çalışmaların mevcut bulguları doğrulamak ve genişletmek açısından yararlı olacağına inanıyoruz.
Sonuç
Bulgularımız, YBMD hastaları için yapılandırılmış beslenme eğitimi ve kişiselleştirilmiş danışmanlığa yönelik acil ihtiyacın altını çizmektedir. Göz hekimleri, özellikle yüksek riskli popülasyonlarda, diyet ve yaşam tarzı rehberliğini YBMD tedavi protokollerine entegre etmeye teşvik edilmelidir. Göz hekimleri olarak YBMD’nin neovasküler komplikasyonlarını tedavi etme yükümlülüğümüzün yanı sıra, önlenmesi için de çaba göstermeliyiz.


