Yıl: 2008 Ay: 9 Cilt: 38 Normal Sayı 5
Özgün Araştırma
Yıl: 2008
Ay: 9
Cilt: 38
Normal Sayı 5
779 kez görüntülendi
Geliş Tarihi
Kabul Tarihi
Fakoemulsifikasyon Cerrahisi Sonrası Oküler Yüzey Değişiklikleri - Orijinal Araştırma
Sevda Aydın Kurna;
Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Göz Kliniği, İstanbul
Tomris Şengör;
Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Göz Kliniği, İstanbul
Melih Haboğlu;
Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Göz Kliniği, İstanbul
Yasemin Ağırman;
Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Göz Kliniği, İstanbul
Yelda Buyru Özkurt;
S.B. Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 1. Göz Kliniği, İstanbul
Yazışma Adresi
Sevda Aydın Kurna;
Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Göz Kliniği, İstanbul
Özet

ÖZET

Amaç: Fakoemulsifikasyon cerrahisi sonrası oküler yüzey değişikliklerinin değerlendirilmesi.
Materyel-Metod: Yaşa bağlı katarakt saptanan ve fakoemulsifikasyon ile katarakt cerrahisi planlanan 47 hastanın 94 gözü çalışmaya dahil edildi. Hastalar 4 gruba ayrıldı: opere edilen normal gözler: grupA (n=34 göz), aynı hastaların ameliyat yapılmayan diğer gözleri: grupB (n=34 göz), ameliyat öncesi kuru gözü olan hastaların opere edilen gözleri: grup C (n=13 göz) ve kuru göz hastalarının ameliyat yapılmayan gözleri: grup D (n=13 göz). Tüm hastalarda ameliyattan 1 gün önce, ameliyat sonrası 1.gün, 1.hafta ve 1.ayda gözyaşı fonksiyonları (Schirmer I, gözyaşı kırılma zamanı) ölçüldü, korneada flöresein ile boyanma derecelendirildi, santral pakimetri ile kornea kalınlığı değerleri ölçüldü.
Bulgular: Grup A'da; Schirmer (mm) ve Schirmer skalası değerlerinde ameliyat öncesine göre ameliyat sonrası 1.gün, 1.hafta ve 1.ay'da anlamlı fark saptanmadı (p>0,05). Gözyaşı kırılma zamanı değerleri ise ameliyat öncesine göre 1.gün ve 1. hafta da anlamlı düzeyde düşük idi (p<0,05). Grup A'da korneada punktat boyanma oranı: ameliyat sonrası 1. gün %35,2, 1. Hafta %26,4 ve 1. ay sonunda %14,7 idi. Kuru göz hastalarında (grup C) Schirmer I ve skala değerlerinde ameliyat sonrası 1. hafta ve gözyaşı kırılma zamanı değerlerinde ameliyat sonrası 1.ayda anlamlı artış gözlendi (p<0,05). Ameliyat sonrası korneada punktat boyanma oranı 1. Gün %53,8, 1. hafta %30,7 ve 1. ay sonunda %23 ve boyanma paterni çoğunlukla yaygın veya alt kadranda lokalize idi.
Sonuç: Fakoemulsifikasyon cerrahisi kornea ve ön yüzey açısından güvenli bir yöntemdir, fakat özellikle kuru gözü olan hastaların ameliyat öncesi ve sonrası kontrollerde oküler yüzey yönünden de değerlendirilmesininin faydalı olabileceği düşüncesindeyiz.
Anahtar Kelimeler: Fakoemulsifikasyon cerrahisi, oküler yüzey

SUMMARY

Method: 94 eyes of 47 patients with age related cataract and planned to have cataract surgery are included in the study. Patients are divided into 4 groups: operated normal eyes: groupA (n=34 eyes), other non-operated eyes of the same patients: groupB (n=34 eyes), operated eyes of the patients having dry eye before surgery: group C (n=13 eyes), non-operated eyes of dry eye patients: group D (n=13 eyes). For all the patients 1 day before, 1 day, 1 week and 1 month after surgery, tear function tests (Schirmer I, Tear Break up Time) are recorded, florescein staining in cornea is graded and corneal thickness is measured with central pachymeter.
Results: In group A, no significant difference is determined for Schirmer I and schirmer scale values between before and 1 day,1 week, 1 month after surgery (p>0,05). Tear break up tıme value was decreased significantly in 1. day and 1. week compared to before surgery (p<0,05). In group A, Corneal punctat staining ratio after surgery was %35,2 in the first day, %26,4 first week and %14,7 first month. For the dry eye patients; significant increase in Schirmer I and schirmer scale values in 1 week and Tear break up tıme value in 1 month was observed (p<0,05). Corneal punctat staining ratio after surgery was %53,8 in the first day, %30,7 first week and %23 at the end of the first month and staining pattern was mostly generalized or in the lower quadrant.
Conclusions: Phacoemulsification surgery is a safe procedure for the cornea and ocular surface but we think that evaluation of the patients especially with dry eye for the ocular surface changes in their controls before and after surgery may be beneficial.
Key Words: Ocular surface, phacoemulsification surgery

Tam Metin

ÖZET

Amaç: Fakoemulsifikasyon cerrahisi sonrası oküler yüzey değişikliklerinin değerlendirilmesi.
Materyel-Metod: Yaşa bağlı katarakt saptanan ve fakoemulsifikasyon ile katarakt cerrahisi planlanan 47 hastanın 94 gözü çalışmaya dahil edildi. Hastalar 4 gruba ayrıldı: opere edilen normal gözler: grupA (n=34 göz), aynı hastaların ameliyat yapılmayan diğer gözleri: grupB (n=34 göz), ameliyat öncesi kuru gözü olan hastaların opere edilen gözleri: grup C (n=13 göz) ve kuru göz hastalarının ameliyat yapılmayan gözleri: grup D (n=13 göz). Tüm hastalarda ameliyattan 1 gün önce, ameliyat sonrası 1.gün, 1.hafta ve 1.ayda gözyaşı fonksiyonları (Schirmer I, gözyaşı kırılma zamanı) ölçüldü, korneada flöresein ile boyanma derecelendirildi, santral pakimetri ile kornea kalınlığı değerleri ölçüldü.
Bulgular: Grup A'da; Schirmer (mm) ve Schirmer skalası değerlerinde ameliyat öncesine göre ameliyat sonrası 1.gün, 1.hafta ve 1.ay'da anlamlı fark saptanmadı (p>0,05). Gözyaşı kırılma zamanı değerleri ise ameliyat öncesine göre 1.gün ve 1. hafta da anlamlı düzeyde düşük idi (p<0,05). Grup A'da korneada punktat boyanma oranı: ameliyat sonrası 1. gün %35,2, 1. Hafta %26,4 ve 1. ay sonunda %14,7 idi. Kuru göz hastalarında (grup C) Schirmer I ve skala değerlerinde ameliyat sonrası 1. hafta ve gözyaşı kırılma zamanı değerlerinde ameliyat sonrası 1.ayda anlamlı artış gözlendi (p<0,05). Ameliyat sonrası korneada punktat boyanma oranı 1. Gün %53,8, 1. hafta %30,7 ve 1. ay sonunda %23 ve boyanma paterni çoğunlukla yaygın veya alt kadranda lokalize idi.
Sonuç: Fakoemulsifikasyon cerrahisi kornea ve ön yüzey açısından güvenli bir yöntemdir, fakat özellikle kuru gözü olan hastaların ameliyat öncesi ve sonrası kontrollerde oküler yüzey yönünden de değerlendirilmesininin faydalı olabileceği düşüncesindeyiz.
Anahtar Kelimeler: Fakoemulsifikasyon cerrahisi, oküler yüzey

SUMMARY

Method: 94 eyes of 47 patients with age related cataract and planned to have cataract surgery are included in the study. Patients are divided into 4 groups: operated normal eyes: groupA (n=34 eyes), other non-operated eyes of the same patients: groupB (n=34 eyes), operated eyes of the patients having dry eye before surgery: group C (n=13 eyes), non-operated eyes of dry eye patients: group D (n=13 eyes). For all the patients 1 day before, 1 day, 1 week and 1 month after surgery, tear function tests (Schirmer I, Tear Break up Time) are recorded, florescein staining in cornea is graded and corneal thickness is measured with central pachymeter.
Results: In group A, no significant difference is determined for Schirmer I and schirmer scale values between before and 1 day,1 week, 1 month after surgery (p>0,05). Tear break up tıme value was decreased significantly in 1. day and 1. week compared to before surgery (p<0,05). In group A, Corneal punctat staining ratio after surgery was %35,2 in the first day, %26,4 first week and %14,7 first month. For the dry eye patients; significant increase in Schirmer I and schirmer scale values in 1 week and Tear break up tıme value in 1 month was observed (p<0,05). Corneal punctat staining ratio after surgery was %53,8 in the first day, %30,7 first week and %23 at the end of the first month and staining pattern was mostly generalized or in the lower quadrant.
Conclusions: Phacoemulsification surgery is a safe procedure for the cornea and ocular surface but we think that evaluation of the patients especially with dry eye for the ocular surface changes in their controls before and after surgery may be beneficial.
Key Words: Ocular surface, phacoemulsification surgery


GİRİŞ
Günümüzde modern katarakt cerrahisindeki gelişmelere bağlı olarak, güvenli ve kısa süreli bir ameliyat sonrası en aza indirilmiş kalıcı kırma kusuru ile hızlı görme kazanımı yanında kaliteli görüş ve en az oküler yüzey hasarı amaçlanmaktadır. Saydam kornea kesisi ile yapılan fakoemülsifikasyon cerrahisi, belirtilen hedeflere ulaşmayı sağlayabilen oldukça güvenli bir yöntem olarak kabul edilmektedir (1).

Buna karşılık modern yöntemlerle cerrahi geçiren hastalar da oküler yüzeyi etkileyebilen çeşitli hasarlara maruz kalmaktadırlar. Katarakt cerrahisi öncesi ve sonrasında kullanılan antibiyotikli, topikal steroidli göz damlaları, non-steroid antienflamatuar ajanlar, (2,3,4), betadine gibi cilt antiseptikleri (5) oküler yüzeyde ve korneada toksik etkiler oluşturabilir. Ekstrakapsüler katarakt ekstraksiyonunda, kullanılan kesinin özelliklerine göre değişkenlik göstermekle beraber, kornea sinirlerindeki cerrahi kaynaklı kesilmeye bağlı bölgesel kornea duyarsızlığı ve sinir geri iletim yolunun bozulması gözyaşı fonksiyon bozukluğunun oluşmasına katkı sağlayabilir (6). Bu konuda detaylı çalışmalar Lasik cerrahisi sırasında uygulanan geniş korneal kesiler dikkate alınarak yapılmış olup kornea cerrahisi sonrası gözyaşı fonksiyonlarının bozulmasının kornea insizyonunun yeri ve uzunluğu ile ilişkisi ortaya konmuştur (7). Ayrıca daha önce kuru göz sendromu tanısı almış olan hastalarda katarakt ameliyatı sonrası yüzeyel punktat keratopati, erozyon ve hatta kornea ülseri ve perforasyonuna kadar giden sorunlar bildirilmektedir (8,9). Özellikle ameliyat sonrası 1. gün ile 1. ay içerisinde gözyaşı fonksiyon testlerindeki değişiklikler ve kornea boyanması fakoemulsifikasyon cerrahisinin yanında toksik etkilerede bağlı olabilir. Aynı prosedür uygulanmış olan normal ve kuru göz tanısı olan hastalarda fark saptanması klinik olarak önem taşıyabilir.

Bu çalışmada, Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Kliniğinde yapılan bu çalışmada kuru gözü olan ve olmayan hastalarda saydam kornea kesili fakoemulsifikasyon yöntemi ile yapılan katarakt cerrahisinin gözyaşı, kornea ve okuler yüzey üzerine olan etkisini gözyaşı fonksiyon testleri, kornea boyanması ve kornea kalınlığı gibi ölçütleri temel alarak değerlendirmeyi amaçlanmıştır.

MATERYEL-METOD
Yaşa bağlı katarakt saptanan ve fakoemulsifikasyon ile katarakt cerrahisi planlanan 47 hastanın 94 gözü çalışmaya dahil edildi. Ameliyat öncesi bulgularına göre hastalar, Normal (n=34 hasta) ve Kuru Göz (n=13hasta) tanısı alan hastalar belirlendi, Her bir hastanın opere edilen ve edilmeyen gözleri dikkate alınarak gruplara ayrıldı. Normal hastaların opere edilen gözleri: Grup A (n=34 göz), aynı hastaların diğer gözleri: Grup B (n=34 göz), Kuru gözü olan hastaların opere edilen gözleri: Grup C (n=13 göz) ve diğer gözleri: Grup D (n=13 göz)'olarak tanımlandı. Ameliyat öncesi değerlendirmede schirmer değeri 5 mm ve altında ve gözyaşı kırılma zamanı 10 saniye altında olan hastalar kuru göz kabul edildi. Sistemik hastalığı olan ve daha önceden kuru göz dışında göz patolojisi saptanan ve aynı veya diğer gözden cerrahi geçirmiş olan hastalar çalışmaya alınmadı.

Tüm hastalarda tam göz muayenesi yapılarak görme keskinliği ve göz içi basıncı ölçüldü. Pupil büyütülerek fundus muayenesi yapıldı.

Schirmer I testinde, schirmer kağıdı anestezi yapılmaksızın alt göz kapağında lateral ve orta üçte bir kadran birleşim yerine yerleştirildi ve hastanın gözleri kapalı tutulan 5 dak sonunda ıslanma derecesi mm olarak kaydedildi. Schirmer değerleri, ıslanma skorlarındaki bilinen değişkenliği minimuma indirmek için 5 nokta skalası ile 1-5 arası derecelendirildi (10): 1(<3mm/5 dak), 2(3-6 mm/5 dak), 3(7-10mm/5dak), 4(11-4mm/5dak), 5(>14mm/5dak).

Gözyaşı film stabilitesini değerlendirmek için flöresein ile gözyaşı kırılma zamanı (GKZ) ölçüldü. Alt forniks steril föresein kağıdı ile boyandı ve hasta birkaç kez gözlerini kırptıktan sonra biyomikroskobun kobalt mavisi aydınlatması ile göz kapaması ile gözyaşı kırılması arası süre saniye olarak kaydedildi. GKZ değeri 10 sn ve üstü normal kabul edildi.

Flöresein ile kornea boyanması ise boyanma yok, hafif yüzeyel punktat keratit, şiddetli yüzeyel punktat keratit veya epitel defekti olarak değerlendirildi ve boyanmanın korneadaki ağırlıklı olduğu kadran kaydedildi (11). Konjonktiva irritasyonu yapabileceği düşüncesi ile ameliyat sonrası hastalara rosebengal ile konjonktiva boyaması yapılamadı.

Santral pakimetri ile kornea kalınlığı (Quantel Medical Pachymeter) ölçüldü.

Tüm muayeneler ameliyattan 1 gün önce, ameliyat sonrası 1.gün, 1.hafta ve 1.ayda tekrarlandı.

Tüm hastalarda opere edilecek gözlere cerrahiden 1 gün önce günde 4 defa birer damla olacak şekilde topikal diklofenak %0.1 ve tobramisin %0.3 damla başlandı. Cerrahi öncesi povidon iyot %5 ile kornea, konjonktiva ve alt forniks yıkaması yapıldı. Subtenon lokal anestezi ile 3 mm saydam korneal kesi ve 2 adet yan kesi yapılarak standart fakoemulsifikasyon cerrahisi uygulandı. Kornea kesisi 4 mm'e genişletilerek katlanabilen lens kese içerisine yerleştirildi. Operasyon esnasında hiçbir hastada komplikasyon gelişmedi. Cerrahi sonunda subkonjonktival gentamisin 20 mg ve dexametazon 4 mg uygulandı. Ameliyat sonrası ilk 1 hafta günde 4 kez topikal tobramisin %0.3, dexametazon %0.1, diklofenak %0.1 damla başlandı ve damla miktarı her hafta azaltılarak 1ay sonunda kesildi. Bulguların istatistik değerlendirilmesinde Wilcoxon işaret testi, iki eş arasındaki farkın anlamlılık testi, Mc Nemar testi ve Student-T testi kullanıldı.

BULGULAR
Hastaların yaş ortalaması grup A ve Bde: 67,7±10,6, grup C ve D'de 73±7,9 ve kadın/erkek oranı sırasıyla 14/20 ve 8/5 idi.

Grup A'da; Schirmer (mm) değerleri ameliyat öncesi: 17,4±8,1, ameliyat sonrası 1, günde 15,1±8,2, 1. hafta 13,3±7,13, 1.ayda 16,8±9,7 mm idi. Grup A'da; Schirmer (mm) ve Schirmer skalasına göre yapılan değerlendirmede ameliyat öncesi değerlere göre 1.gün, 1.hafta ve 1.ay değişimlerinin istatistiksel olarak değerlendirmeleri anlamlı bulunmadı (p>0,05). GKZ değerleri; ameliyat öncesi: 13,1±7,1, ameliyat sonrası 1. Günde 10,2±6,8 (p<0,05), 1. hafta 9,7±6,0, 1.ayda 12,5± 6,0 saniye idi. Gözyaşı kırılma zamanına göre yapılan değerlendirmede ameliyat öncesine göre 1.gün ve 1. Hafta görülen düşüş istatistiksel olarak anlamlı bulundu ((p<0,05)).

Grup A'da: Kornea kalınlığı ameliyat öncesi: 547,3±48,04, ameliyat sonrası 1. günde 573,5±53,2, 1. hafta 553,81±50,3, 1.ayda 546,2± 50,8 mikron idi. Pakimetrik ölçümlerde Preop değere göre 1.gün gözlenen artış anlamlı idi. (p<0,05). (Tablo 1).

Grup A'da, ameliyat sonrası korneada flöresein ile boyanma: 1. gün olguların %35,2'sinde (12 göz) saptandı, 10 gözde hafif, 2 gözde siddetli punktat boyanma gözlendi, Kornea boyanma paterni ağırlıklı olarak 4 gözde alt kadran,1 gözde nazal kadran ve 7 gözde yaygın idi. 1. hafta olguların %26,4'inde (9 göz) boyanma saptandı, 8 gözde hafif, 1 gözde siddetli punktat boyanma gözlendi, Kornea boyanma paterni ağırlıklı olarak 3 gözde alt kadran ve 6 gözde yaygın idi. 1.ay muayenesinde ise olguların %14,7'inde (5 göz) saptandı, Tüm gözlerdeki punktat boyanma hafif düzeyde idi, Kornea boyanma paterni ağırlıklı olarak 3 gözde alt kadran, 2 gözde nazal kadranda idi.

Grup B'de ise Schirmer ve gözyaşı kırılma zamanı değerlerinde ameliyat sonrasında anlamlı değişiklik gözlenmedi (p>0.05) ve kornea boyanması ameliyat sonrası 1. günde 1 gözde (%2,9) hafif yüzeyel punktat keratit şeklinde saptandı. Grup A ve B karşılaştırıldığında ise sadece 1. gün, 1. hafta ve 1.ay GKZ değerleri arasında anlamlı fark saptandı (p<0.05, Mann Whitney-U testi).

Ameliyat öncesi kuru göz saptadığımız olgulardan oluşan grup C'de; Schirmer (mm) değerleri ameliyat öncesi: 4,71±1,12, sonrası 1. günde 6,85±2,27, 1. Hafta 10,87±7,2,35 (p>0,05), 1.ayda 6,42± 2,92 mm idi ve yapılan değerlendirmede ameliyat öncesine göre 1. Haftada görülen yükseliş istatistiksel olarak anlamlı bulundu. (p=0,018); Schirmer skalasına göre yapılan değerlendirmede de ameliyat öncesine göre 1. haftada görülen yükseliş anlamlılığa yakın bulundu (p=0.060). GKZ değerleri ise ameliyat öncesi: 8,50±5,53, sonrası 1. günde 7,41±4,14, 1. hafta 9,00±6,26, 1.ayda 13,85± 6,59 saniye idi ve ameliyat öncesine göre 1. ayda görülen yükseliş istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p=0,048). Kornea kalınlığı ameliyat öncesi: 536,017±20,75, sonrası 1. günde 563,14±24,77, 1. hafta 559,20±38,03, 1.ayda 558,50±28,56 mikron idi ve yapılan değerlendirmede; ameliyat sonrası 1.gün görülen yükseliş anlamlılık düzeyine çok yakın bulunmakla beraber istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p=0,054) (Tablo 2).

Kuru gözü olan hastalarda, Korneada flöresein ile boyanma 1. gün olguların %53,8'ünde (7 göz) saptanırken; 4 gözde hafif, 3 gözde siddetli punktat boyanma gözlendi, Kornea boyanma paterni ağırlıklı olarak 2 gözde alt kadran, 5 gözde yaygın idi.

1. hafta olguların %30,7'ünde (4 göz) korneada boyanma saptanırken; 1 gözde hafif, 3 gözde şiddetli punktat boyanma gözlendi, Kornea boyanma paterni ağırlıklı olarak 2 gözde alt kadran, 2 gözde yaygın idi ve 1.ayda bu oran %23 (3 göz) olarak saptandı ve 1 gözde hafif, 2 gözde siddetli punktat boyanma gözlendi, Kornea boyanma paterni ağırlıklı olarak 1 gözde alt kadran, 2 gözde yaygın idi.

Grup D'de; Schirmer (mm) değerleri ameliyat öncesi: 5,81±3,02, ameliyat sonrası 1. günde 6,01±2,20, 1.hafta 5,98±4,2, (p>0,05), 1.ayda 6,12± 3,92 mm idi ve yapılan değerlendirmede ameliyat öncesine göre 1. haftada görülen yükseliş istatistiksel olarak anlamlı bulundu. GKZ değerleri ise ameliyat öncesi: 9,54±3,9, ameliyat sonrası 1. günde 9,25±7,2, 1. hafta 9,45±2,48, 1.ayda 10,25±4,2 saniye idi. Schirmer ve gözyaşı kırılma zamanı değerlerinde ameliyat sonrasında anlamlı değişiklik gözlenmedi (p>0.05) ve kornea boyanması ameliyat sonrası 1. günde 3 gözde (%23), 1. hafta ve 1. ayda ise 1 gözde (%7,6) hafif yüzeyel punktat keratit şeklinde gözlendi. Grup C ve D karşılaştırıldığında ise sadece 1. Hafta schirmer değerleri arasında anlamlı fark saptandı (p<0.05, Mann Whitney-U testi). (Grafik 1)

TARTIŞMA
Katarakt cerrahisinin ön yüzeyde oluşturduğu etkiler değişik faktörlere bağlanmaktadır. Bunlardan en önemlisi korneada yapılan kesiye bağlı olarak gelişen kornea duyarsızlığıdır. Özellikle ekstra kapsüler katarakt cerrahisinde kornea üst yarısındaki birkaç saat aralığını kapsayan kesiye bağlı olarak oküler yüzeydeki afferent sinir liflerinin zedelenmesi ile oküler yüzey-lakrimal bez fonksiyonel ünitesinin bütünlüğü bozulmaktadır ve oluşan sensoriyel denervasyona bağlı olarak ise kornea epiteli normal fizyolojisi bozulmakta, epitel hücre mitozunda azalma, yara iyileşmesi cevabında gecikme gözlenmektedir. Bu da korneayı özellikle gözyaşı film tabakası bütünlüğü bozulmuş kişilerde epitel yıkımı ile yüzeyel punktat keratopati , erozyon ve kornea ülserine yatkın hale getirebilir (12). Özellikle şiddetli kuru gözü olan hastalarda ekstrakapsüler katarakt estraksiyonu (EKKE) sonrası oküler yüzeyle ilgili yüzeyel punktat keratit, rekürren filamenter keratit, konjonktivit, enfeksiyoz keratit, steril kornea ülserleri, stromal keratoliz ,kornea incelmesi ve perforasyonu gibi komplikasyonlar daha sık gelişmektedir (13-17). Günümüzde çok fazla uygulanmaması nedeniyle çalışma grubu oluşturamadığımız için EKKE cerrahisi sonrası oküler yüzey bulgularının karşılaştırılmasında literatür bilgileri kullanılmıştır. Fakoemulsifikasyon cerrahisi ise, ufak insizyon avantajı sütüre bağlı enfeksiyon riski olmaması, operasyon süresinin kısa olması ve kullanılan topikal ilaçların daha çabuk kesilmesine izin vermesi dolayısı ile hızlı rehabilitasyon olanağı sağlamakta ve böylece konvansiyonel EKKE cerrahisine göre daha az oküler yüzey problemine sebeb olduğu düşünülmektedir (11).

Bununla birlikte mükemmel bir fako cerrahisi geçiren hasta bile potansiyel olarak okuler yüzeyi etkileyebilecek çeşitli faktörlerle karşılaşmaktadır. Katarakt cerrahisi öncesi ve sonrasında kullanılan göz damlaları prezervan madde olarak genellikle Benzalkonyum klorür (BAK) içermektedir (4) ve atılımı çok yavaş olan amonyum bileşiklerinin 7 güne kadar doku içinde kalabileceği gösterilmiştir (18). Göz yüzeyindeki hasardan; gözyaşı film tabakasını bozan deterjan etkisi, kornea epiteli üzerindeki musin tabakasının zayışaması, hücre düzeyinde oksidatif stres ve düşük konsantrasyonda apoptozyüksek konsantrasyonda nekrotik etki, kornea, konjonktiva epiteline toksik etki ve immunoallerjik reaksiyonlar gibi değişik mekanizmalar sorumlu tutulmaktadır (18-20). Bugün pek çok klinikte intraoküler cerrahi öncesi antisepsi amacıyla yüzey temizliğine ek olarak %5 povidon iyot solüsyonla konjonktiva yıkaması yapılmaktadır. Povidon iyota bağlı olarak da korneada epiteliyopati ve konjonktiva hiperemisi oluşabileceği bildirilmiştir (5,21).

Liu ve ark. fakoemulsifikasyon sonrası gözyaşı değişikliklerini inceledikleri çalışmalarında (22), post-op 1 ve 2. günlerde ortalama gözyaşı kırılma zamanında (BUT) azalma, gözyaşı menisküs yüksekliği, Schirmer I değeri ve flöresein ile boyanmada ise artış saptamış; SchI değeri 1. hafta,gözyaşı menisküs yüksekliği 2. hafta ve BUT ile kornea flöresein boyanma skorunun ise 1.ayda normale döndüğünü bildirmişlerdir. Pre-op gözyaşı film tabakası normal saptanan hastaların 1/9'unda 1 ay sonunda kuru göz saptanmış ve preop BUT değeri <10 saniye olan hastalarda daha fazla post-op gözyaşı instabilitesine rastlanmıştır. Bizde benzer olarak ameliyat öncesi kuru gözü olmayan hastalarımızda (grup A) post-op 1.gün ve 1. hafta gözyaşı kırılma zamanında kısalma, kornea boyanmasında artış saptarken, schirmer I değerlerinde cerrahi sonrası fark saptamadık. Gözyaşı kırılma zamanı, kornea kalınlığı ve flöresein ile kornea boyanması skoru 1 ayda normal değerlerine ulaştı 3,2-3,8 mm saydam kornea kesisi ile fakoemulsifikasyon cerrahisi sonrası ön yüzey değişikliklerini inceleyen Ram ve ark. kuru göz hastalarındaki değişiklikleri sundukları çalışmalarında, Sch I değeri 5 dakikada 5 mm ve altı veya BUT değeri 5 sn altındaki yaşa bağlı kuru göz veya sjögren sendromu olan hastalarda ameliyat sonrası schirmer ve BUT değerlerinde azalma saptamış ve toplam 8/23 hastada post-op yüzeyel punktat keratopati ve 8/23 hastada epitel defekti bildirmişlerdir (11). Bizim çalışmamızda ameliyat öncesi orta derecede kuru göz saptadığımız hastalarda (grup C), Schirmer I ve skala değerlerinde ameliyat sonrası 1. hafta anlamlı artış (p= 0,018), 1. ayda ise pre-op'a göre daha yüksek değerler gözlendi (p=0,797); gözyaşı kırılma zamanı değerlerinde 1. hf pre-op değerlerine ulaşıldı, 1.ayda ise anlamlıartış gözlendi (p=0,048).

Kuru göz hastalarında, konjonktivada T hücre infiltrasyonu ve adezyon molekülleri saptanması, gözyaşı sıvısında sitokin ve proteazlarda artış saptanması bir oküler yüzey hastalığı olan keratokonjoktivitis sikka patogenezinde inflamasyonun rol aldığını göstermektedir. Klinik çalışmalarda da antienflamatuar ajanlar olan kortikosteroidler ve siklosporin gibi ajanlarla kuru göz hastalarında iyileşme (23) ve cerrahi öncesi ve sonrası 1 ay süreyle topikal siklosporin kullanılan hastalarda katarakt cerrahisi sonrası kuru göz semptomlarında azalma gösterilmiştir (24). Topikal kortikosteroidlerin şiddetli keratokonjonktiviti olan hastalarda oküler irritasyon bulgularını azaltma yanında kornea flöresein boyanmasında azalma oluşturduğu bildirilmektedir. Bizim çalışmamızda bu konuda elimizde immunolojik veya serolojik bir veri olmamasına rağmen; kuru gözü olan hastalarda ameliyat sonrasında gözyaşı fonksiyon testlerinde bozulma yerine özellikle ilk hafta schirmer değerleri ve GKZ da artış saptanmasının kullandığımız topikal steroidlerin post-op inflamasyonun yanında kuru göze ait inflamasyon üzerinde olumlu etkisine bağlanabileceğini düşünmekteyiz.

Korneada boyanma da oküler yüzey bütünlüğünün bozulduğunu gösterir ve direk olarak oküler yüzey optik özelliklerini bozabilir. Oküler yüzey epitel bütünlüğünün bozulması ayrıca korneadaki sensoriyel sinir uçlarının innervasyonunu etkileyerek oküler yüzey-lakrimal bez sinir geri bildirim yolunu etkileyerek kuru göze sebeb olabilir (10) ve hastada batma veya bulanık görme şikayetine sebeb olabilir. Bizim çalışmamızda Grup A'da ameliyat sonrası korneada punktat boyanma oranı 1. gün hastaların %35,2'sinde, 1. hafta %26,4'ünde ve 1. ay %14,7 olguda, grup C''de ise 1. gün %53,8, 1. Hafta %30,7 ve 1. ay sonunda %23 idi.

Çalışmamızın verileri özetlendiğinde, fakoemülsifikasyon cerrahisi sırasında oküler yüzeye etkili faktörlerin, normal ve kuru göz hastalarını değişik oranlarda etkilediği bununla beraber normal olgularda oluşan değişikliklerin medikal tedavi ve iyileşme süreci ile paralel eski değerlerine eriştiği; kuru göz hastalarında ise özellikle antiinflamatuvar ilaçların yoğun kullanım dönemleri ile uyumlu şekilde ve hatta eski değerlerinden daha iyi seviyelere çıktığı gözlemlenmiştir.

Sonuç olarak fako cerrahisi, normal ve orta derecede gözyaşı fonksiyon bozukluğu olan hastalarda, oküler yüzeyi belirgin ve geriye dönüşsüz düzeyde etkilemediğinden oküler yüzey açısından güvenli bir cerrahi olarak değerlendirilmiştir. Fakat yinede özellikle kuru göz saptanan hastalarda oluşabilecek problemlerin daha yoğun olduğunun saptanması, katarakt cerrahisi planlanan hastaların ameliyat öncesi ve sonrası kontrollerde oküler yüzey yönünden de değerlendirilmesininin faydalı olabileceğini düşündürmüştür.

Yazışma adresi: Uz.Dr. Sevda Aydın Kurna, Kadirova cad. ömerli park 2 sitesi no: 2, Ömerli/İstanbul E-posta: sevdaydin@yahoo.com Mecmuaya Geliş Tarihi: 20.06.2008 Kabul Tarihi: 27.06.2008

KAYNAKLAR
1. Preschel N, Hardten DR. Management of corneal disease and cataract. Curr. Opin. Ophthalmol. 1999;10:59-65.
2. Zabel RW, Mintsioulis G, MacDonald IM et al. Corneal toxic changes after catar act extraction. Can J Ophthalmol 1989;24:311-316.
3. Srinivasan BD, Kulkarni PS. The effect of steroidal and non steroidal anti iflammatory agents on corneal re-epithelization. Invest Ophthalmol Vis Sci 1981;20:688-691.
4. Evsen SD, Evren Ö, Han Ö, Gürsel E. Oftalmik solüsyonlardaki prezervan maddelerin gözyaşı fonksiyonları ve oküler yüzeydeki toksik etkisi. MN Oftalmoloji Dergisi 2005;12(2):146-51.
5. Mac Rea SM, Brown B, Edelhauser HF. The corneal toxicity of presurgical skin antiseptics. Am J Ophthalmol 1984; 97:221-232.
6. Lyne A. Corneal sensitivity after surgery. Tr ans Ophthalmol Soc UK 1982;102:302-305.
7. Donnenfeld ED, Solomon K, Perry HD, Doshi SJ, Ehrenhaus M, Solomon R, Biser S. The effect of hinge position on corneal sensation and dry eye after LASIK. Ophthalmogy 2003; 110:1023-1029.
8. Radtke N, Meyers S, Kaufman HE. Sterile corneal ulcers after cataract surgery in keratoconjunctivitis sicca. Arch Ophthalmol 1978;96:51-52.
9. Cohen KL. Sterile corneal perforation after cataract surgery in Sjögrens sendrome. Br J Ophthalmoll 1982;66:179-182.
10. Sall K, Stevenson OD, Mundorf TK, Reis BL. Two multicenter, randomized studies of the efficacy and safety of cyclosporine ophthalmic emulsion in moderate to severe dry eye disease. Ophthalmology 2000;107(4):631-639.
11. Ram J, Gupta A, Brar G, Kaushik S, Gupta A. Outcomes of phacoemulsification in patients with dry eye. J Cataract Refract Surg. 2002; Aug:28(8):1386-9.
12. Pflugfelder SC, Solomon A, Stern M. The diagnosis and management of dry eye. A twenty five year review. Cornea 2000;19(5):644-49.
13. Ram J, Sharma A, Pandav SS. Cataract surgery in patients with dry eyes. J Cataract Surg 1998:24;119-1124.
14. Scott IU, Flynn HW, F euver W et al. Endophthalmitis asociated with microbial keratitis. Ophthalmology 1996;103:1864-1870.
15. Krachmer JH, Laibson PR. Corneal thinning and perforation in Sjögrens sendrome. Am J Ophthalmol 1974;78:917-920.
16. Cohen KL. Sterile corneal perforation after cataract surgery in Sjögrens sendrome. Br J Ophthalmoll 1982;66:179-182.
17. Mehra KS, Elaraoud MS. Total central keratolysis. Ann Ophthalmol 1992;24:54-55.
18. Debbasch C, Brignole F, Pisella PJ, Warnet JM, Rat P, Baudouin C. Quaternary ammoniums and other preservatives contribution in oxidative stres and apoptosis on chang conjunctival cells. Invest Ophthalmol Vis Sci.2001; Mar;42(3):642-52.
19. Fisher AA. Allergic contact dermatitis and conjunctivitis from benzalkonium chloride. Cutis. 1987;39:381-83.
20. Pisella PJ, Fillacier K, Elena PP, Debbasch C, Baudouin C. Comparison of the effects of preserved and unpreserved formulations of timolol on the ocular surface of albino rabbits. Ophthalmic Res.2000;32:3-8.
21. Hansmann F, Kramer A, Ohgke H, Strobel H, Muller M, Geerling G. Polyhexamethyl biguanid (PHMB) as preoperative antiseptic for catatact surgery. Ophthalmologe 2004 Apr;101(4):377-83.
22. Liu Z, Luo L, Zhang Z, Cheng B, Zheng D, Chen W, Lin Z, et al. Tear film changes after phacoemulsification. Zhonghua Yan Ke Za Zhi 2002 May;38(5):274-7.
23. Pflugfelder SC. Antiinflammatory theraphy of dry eye. Am J Ophthalmol 2004;137:337-342.
24. Roberts CW, Elie ER. Dry eye symptoms following cataract surgery. Insight 2007; vol XXXII(1):14-21.

2012 © Galenos Yayınevi | Her Hakkı Saklıdır. Gizlilik Bildirimi | Erişilebilirlik